6/4/2007 - ASK HİKAYESİ....
Tispe İle Piremus
Bir zamanlar birbirlerine asik iki genc vardi. Kizin adi Tispe delikanlininki ise Piremus idi. Bunlar yanyana evlerde otururlardi.Birlikte büyüdüler ve çocukluklarindan beri birbirlerine karsi ask beslerlerdi. Fakat aileleri görüsmelerini istemezler birbirlerine uygun olmadiklarini düsünürlerdi. Oysa onlar birbirlerini ölesiye seviyorlardi. İki evin arasinda gizli bir catlak vardi aileleri bunu bilmezler onlarda geceleri burda bulusur o aradan birbirlerine seslerini duyurur asklarini dile getirirlerdi.
Bir gece ormandaki agacin altinda bulusmaya karar verdiler. Tispe agaca Piremus dan önce varmisti. Gittiginde avini yeni yemis, agzindan kanlar akan kocaman bir aslanla karsi karsiya geldi. Korkarak bi magaraya dogru koşmaya basladi. Farkında olmadan yolda boynundaki esarpini düşürmüştü. O sirada Piremus geldi. Gördükleri karsisinda donup kalmisti. Kocaman aslan agzinda kanlarla birlikte biricik sevgilisi Tispe nin esarpini parcaliyordu.. O an aklina gelen ilk ve tek sey aslani Tispe yi oldurerek yedigiydi.
Tispesiz yasayamazdi. Aklindan gecen sadece aski ugruna canina kiymakti.Belinden hançerini çikardi ve gögsüne sapladi. Kanlar icinde cansiz bedeni yere dustu. Tispe ise korkusunu bir kenara atip bir an once askini gormek icin magaradan cikmaya karar vermisti. Agacin altina geldiginde o korkunc sahneyle yuzlesti. Piremus un cansiz vucudu yerdeydi ve elinde Tispenin dusurdugu esarpini tutuyordu.
Ilk once genc kiz olanlar karsisinda aglamaktan hicbir seyi anlayamamisti. Ama esarpi ve uzaklasan aslani gorunce anladi. Bi an magarada dusundugu o korkunc sey basina gelmisti. Ve onun öldügünü dusunen Piremus aski ugruna canina kiymisti. Tispe bir an bile dusunnmeden hanceri aldi ve gogsune götürdü.. Onlarin aski ölesiye bir askti ve ölüm bile onlari ayiramazdi. Eger Piremus aski ugruna ölümü göze aldiysa o da hic cekinmeden canina kiyabilirdi ve hanceri sapladi. Birden vucudu Piremusun bendeninin ustune yigildi. O anda tanrilar bu yuce aski ölümsüzlestirmek istediler ve bu çiftin üstünde duran agaci onlarin aşkına adadilar. Piremusun kanini bu agacin meyvelerine, Tispenin gözyaslarini ise agacin yapraklarina verdiler.
O günden beri kara dut agacinin meyvesinin cıkmayan lekesini,(Piremusun kan lekesini), dut agacinin yapraklari,(Tispenin gözyaslari) temizler..
Bilir misiniz; dut agacinin meyvesinin lekesi cikmaz ama elinize agacin yapragini alir avusturursaniz lekenin gittigini goreceksiniz !
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
26/12/2006 - YALANLAR....
SON GUNLERDEKİ YALAN FURYASI
Son gunlerde gazetelerde yayınlanan tesetturlu bayanlar hakkındaki yalan haberler cok dikkaimi cekiyor. Sizcede ilginc degil mi?...
Mesela gecen gunlerden birinde .... gazetesinde cıkan tesetturlu doktor hastaya gunah diye bakmadı haberinin tamamen asılsız oldugu ortaya cıktı ayrıca o gece radyoloji bölümünde nöbetci olan doktorun bir erkek oldugu ögrenilince halk kandırılmaya calsıldıgını iyiden iyiye anlamıs olsa gerek.... muhabbetle kalın.....
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
4/9/2006 - WAY

Sabah uyandığında midesinde bir yanmahisseti.Yanmanın nedeni akşam yedikleri değil,uyanır uyanmaz bugün yapacaklarının aklına gelmesiydi.Bugün 2 yıldır götürmeye çalıştığı bir birlikteliği bitirecekdi.Aslında bunuyapmakda geç bilke kalmıştı. 'Bitmeli dedi içinden' ,Hergün bu tatsız uyanış bitmeli.Genç adam bunları düşünürken suratı şekilden şekile giriyordu.Süratle giyinerek dışarı çıktı.Bugüne kadar hiç bekletmemişti onu,şimdide bekletmemeliydi.İstanbul,soğuk ve yağmurlu bir Nisan ayı yaşıyordu.Genç adam gök yüzüne bakarak iç geçirdi; 'Bulutlar bizim yaşayacaklarımızı biliyor,onlar bile ağlıyor halimize'... BULUŞMA VAKTİ Artık Kadıköy iskelesindeydi.Birkaç dakikalık beklemeden sonra karşıdan kız arkadaşının geldiğini gördü.Şimdi midesindeki ağrı dahada artmıştı. Beşiktaş'a geçtiler.Yolculuk sırasında hiç konuşmadılar.Genç kız,sevgilisinin bu durgunlığuna anlam verememişti.Nereden bilecekdi bugünayrılık çanlarının çalacağını... Beşiktaş'a geldiklerinde bir cafede oturdular.Genç kız anlamıştı sevgilisinin kendisine bişey söylemek istediğini.Bana bir şey mi söylemek istiyorsun'diye sordu.Genç adam,gölerini kaçırarak 'Evet' dedi.Genç kız heyecanlanmiştı,birazda sinirlenerek'Söylesene,ne diye bekliyorsun' dedi.Genç adam içini çektikden sonra'Sence biz nereye kadar gideceğiz?' diye sordu.Genç kız,' Bunu sorma gereğini niye duydun?' diye yanıt verdi.Genç adam söze başladı...'Birkaç ay önce akşam 23.00 sana telefon açıp senim için yazdığım şiiri okumak istemiştim.Sen bana' Sırasımı şimdi canım yaa,işin gücün yokmu' demiştin.Biliyormusun o an nkavt olan bir boksör gibi hissettim kendimi.Özür dileyip telefonu kapatmıştım.Daha sonra benden bu şiiri hiç istememiştin.Geçenlerde hasta olup yataklara düştüğümde arkadaşlarımla birlikte sende gelmiş,Meral'in 'sen şanslısın,sevgilin sana bakar' sözüne 'İşim yokda sanamı bakacağım,annen baksın'demiştin.Hatırladın mı? DUYGUSALLIĞI SEVMEM Genç kız,'Biliyorsun ben duygusallığı sevmiyorum.Hem hasta bakıcı gibi göründüğümü kimse söyleyemez' diye yanıtladı.Genç adam güldü, 'Evet canım haklısın.Zaten olmak istesende bu kalbi taşıdığın sürece hasta bakıcı,hemşire falan olamazsın.' Genç adam devam etti...'Bana şimdiye kadar kaç kere sabahın erken saatlerinde güzel sözcüklerden oluşan bir mesaj cektin?Hiç...Hatta günün hiçbir saatine çekmedin.Duygusallığı sevmeyebilirsin.Ama sen seni seven insanlarıda mutlu etmeyi sevmiyorsun.Halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanları mutlu etmeyi seviyorum.Seni tanıdığımdan beri her sabah,her akşam,her gece yani seni andığım her saat tatlı bir mesajım vardı senin için biliyor musun?Seninle ben akla kara gibiyiz.Genç kız anlamıştı,'Yani ne istiyorsun benden şair olmamımı?' Genç adam tekrar gülümsedi içinden.Dün gece ayrılık karaının nekadar doğru olduğunu düşündü. 'Hayır' dedi, 'Şair olmanı istemiyorum.Olamazsın da...Biz ayrılmalıyız.Ayrılsak ikimiz içinde en hayırlısı bu olacak. Genç kız şaşırmıştı,'Neden ama?Ben seni seviyorum.Seninde beni sevdiğini sanıyordum. Genç adam iç çekerek'Hayıt canım,sen beni sevdiğini zannediyorsun.Eğer beni sevseydin şimdi başka şeyler konuşurduk' dedi. Genç kızın gözleri yaşarmıştı.Genç adam cebinden çıkarttığı mendili uzattı,gen kız gözyaşlarını silerek 'Sen bilirsin,umarım beni bir başkası için bırakmıyosundur...' dedi. Genç adam'Nasıl böyle bişey düşünürsün, senden başka kimse olmadı ve uzun zaman da olacağını sanmıyorum' yanıtını verdi.Genç adam ve genç kız iki sevgili olarak oturdukları bu masada artık iki yabancıydı.Birkaç dadika sessizce oturdukdan sonraGenç kız 'Tamam o zaman sana mutluluklar dilerim' diyerek elini uzattı.Genç kızın sesi ve eli titriyordu.Genç adam, 'İstersen arkadaş kalabiliriz' dedi.Birbirlerine son kez sarıldılar. BEN DOĞRU YAPTIM Genç adam doğru yaptığına inanıyordu.Eve döndüğünde yürümekden bitap bir haldeydi.Odasına girdi.Gece bitmek bilmiyordu.Sabah erken kalkıp işe gidecekdi,uyumalıydı.Birkaç saat sonra uykuya dalmayı başardı.Sabah 7'de saatin ziline uyandı.Evden çıkacağı zaman cep telefonuna baktı,mesaj ve 10 cevapsız arama vardı.Yorgun olduğu için duymamıştı telefonun sesini.Aramalar ve mesaj sevgilisindendi.Heyecanla mesajı açtı,şunlar yazıyodu Sadece onları sevmeyi sevdim Hepsini onlarsız yaşadımda Bir seni sensiz yaşayamıyorum Bu aşkı tek kalpte taşıyamıyuorum Sana yemin güzel gözlüm bir tek seni sevdim Ve seni severek öleceğim,elveda birtanem... Genç adam şaşırmıştı.Onu tanıdığı günden beri ilk defa şiir alıyodu ve üstelik sabahın beşinde yazmıştı.Heyecanla onu aradı,telefonu yabancı bir ses açtı.Genç adam ' nalan'la görüşebilirmiyim?' dedi.Ama karşıdaki ağlıyordu,hıçkıra hıçkıra hem de...Ben onun annesiyim yavrum,kızım bu sabah intihar etti.Gece sabaha kadar birilerini arayıp durdu.Sabah odasının ışığını sönmemiş görünce girdim.Yavrum kendini asmıştı........ YIĞILIP KALDI Genç adam beyninden vurulmuşa döndü.Bir gün önceki miğde ağrısının iki katını çekiyordu şimdi.Olduğu yere yığılıp kaldı... Birkaç ay sonra iki doktor konuşuyordu hastanede.Doktorlardan biri diğerine karşıdaki hastanın durumunu soruyordu.Doktor yanıt verdi...'Haaa o mu? Üç ay öncegetirdiler.Kendisi yüzünden bir kız intihar etmiş.O günden sonra cep telefonunu hiç elinden bırakmamış.Devamlı birşeyler yazıp birine yolluyor.Geçenlerde merak ettim.Ouyurken gönderdiği numarayı aradım.Numara 3 ay önce iptal edilmiş.Gelen mesajlarda bir şiir var.Bu adam duygusalmı bilmem ama benim anladığım kadarıyla şiiri yazan çok duygusal biriymiş..........
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
24/8/2006 -

Genç kız yine acılar içinde odasında yatıyordu. Henuz hayatının baharında ölümle yüz yüzeydi. Babası onu kurtarmak için gazetelere ilan vermiş, para teklif etmişti. Ama onun kalbinin teklemesi değil, kalbinin içindeki sızı ilgilendiriyordu. Sevdiği aklına geldi bir damla yaş daha döküldü gözlerinden. Ayrıldıklarından beri tam beş çile dolu yıl geçmişti. Aslında sevgilerinin arasına o kahrolası para girmişti. Hatırlıyorduda sevdiği ona birkeresinde: - Ben zengin değilim belki ama seni seven bir kalbim var. Sana sadece onu verebilirim, demişti.
Zaten sevgiye muhtaç birisi başka ne isteyebilirdiki. Kendisini sevmesi yeterdi.O en çok Saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiği öpmüş koklamıştı saçlarını. Her dökülen saç yüreğine bir hançer olup saplanıyordu. Şimdi tek isteği sevdiğinin son anlarında yanında olmasıydı. Ne olurdu onu birkez daha görebilse, onu birkez daha koklayabilse.Bu düşünceler arasında uykuya daldı.
Babası heyecanlı bir şekilde kızının odasına girdi. " Müjde kızım,kalp bulundu " dediğinde kızının bir peri güzellliğinde, sevdiğinin özleminden ıslanmış yüzüne baktı ve çıktı odadan...
Genç kız, bir hafta sonra kendine geldiğinde sanki başka bir dünyadaydı. İçinde acaip bir his vardı. Sanki bu dünya ona çok farklı gelmişti. Aklına yine sevdiği geldi. Kalbi eskisinden daha hızlı atmaya başladı. Kalbi değişmişti ama sevdiğini eskisinden daha çok sever olmuştu.
Bir gece ansızın uyandı uykusundan kalbi çok hızlı atıyordu. Bu durum sürekli böyle devam etti.Doktora gitti, durumunu anlattı. doktor: - Bir aya kalmaz geçer, demişti. Ama aradan aylar geçmesine rağmen durum aynıydı.
Birgün bahçeye çıktı Çiçekleri seviyordu. Kırmızı güllerin yanına gitti. Kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. En çok kırmızı gülleri severdi. Çünkü sevdiği ona benzediğini söylerdi hep. Birden kapı çaldı. Kapıyı açtı kimse yoktu. Yere baktı bir mektup vardı ve onaydı. Mektubu açtı ve kalbi hızlı hızlı atmaya başladı. Bu onun kokusuydu. Koltuğuna zarzor oturabildi. Zarfın içinden mektubu titreyen ellerle çıkardı ve okumaya başladı : " Sevdiğim, bugün sevdamızın altıncı yılı. Seni hep sevdim. Seninle ayrılmak zorunda kaldığımızdan beri, bir kalbe iki sevginin sığmayacağını bildiğimden ne birini sevdim ne de evlendim. Her günüm çile ve azapla geçti. Hergün sana şiirler yazdım, hergün şiirlerimi okudum ve hergün ağladım. Tam beş yıl boyunca hergün yazdım, okudum, ağladım. Birgün önüme bir fırsat çıktı. Bu fırsatı reddedip kendime daha fazla haksızlık edemezdim. Belki seni unuturum diye senden çok uzaklara gittim. Ama şimdi seni daha çok özlüyorum. Her gece yanına geliyorum o masum yüzünü okşuyor yanaklarına öpücükler konduruyorum, sen uyanıyorsun benim geldiğimi anladığını sanıyorum ama sen o tatlı uykuna geri dönüyorsun. Sevdiğim hep ben geldim senin yanına artık sen gel olurmu. Kırmızı güllerimize iyi bak. Ve artık unutma içinde seni senden daha çok seven bir kalbin var artık. Ona iyi bak olurmu. Kırmızı güllere ve kalbimize iyi bak. Seni yanıma gelene kadar bekleyeceğim sevdiğim Hoşçakal..."
|
|
Yorum (13) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
24/8/2006 - YORUMSUZ

ADA
Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış: Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil.
Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi, adayı terketmek için sandallarını hazırlamışlar. Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş. Çünkü, mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş. Ada neredeyse battığı zaman, Aşk, yardım istemeye karar vermiş. Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde geçmekteymiş. Aşk, "Zenginlik, beni de yanına alır mısın?" diye sormuş. Zenginlik, "Hayır, alamam. Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok." demiş. Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir'den yardım istemiş. "Kibir, lütfen bana yardım et!" "Sana yardım edemem Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin." diye cevap vermiş Kibir. Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk, yardım istemiş: "Üzüntü, seninle geleyim..." "Off, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var." Mutluluk da Aşk'ın yanından geçmiş ama o kadar mutluymuş ki, Aşk'ın çağrısını duymamış. Aşk, birden bir ses duymuş: "Gel Aşk! Seni yanıma alacağım..." Bu Aşk'tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki kendini onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş.
Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk'a yardım eden, yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu farkeden Aşk, Bilgi'ye sormuş: "Bana yardım eden kimdi?" "O, Zaman'dı" diye cevap vermiş Bilgi. "Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?" diye sormuş Aşk. Bilgi gülümsemiş: "Çünkü sadece Zaman Aşk'ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir..."
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
22/8/2006 - MAKBER
Eyvah ne yer ne yar kaldı Gönlüm dolu ah u zar kaldı Şimdi buradaydı gitti elden Gitti ebede gelip ezelden Ben gittim o haksar kaldı Bir köşede tarumar kaldı Baki o enisi dilden eyvah Beyrutta bir mezar kaldı
Bildir bana nerde nerde Ya Rab Kim attı beni bu derde Ya Rab Nerde arayayım o dil rübayı Kimden sorayım bi-nevayı Derler ki unut o aşnayı Gitti tutarak reh-i bekayı
Sığsın mı hayale bu hakikat Görsün mü gözüm bu macerayı? Sür atle nasıl da değişti halim Almaz bunu havsalam hayalim.
Çık Fatıma! lahteden kıyam et Yanımdaki haline devam et Ketn etme bu razı şöyle bir söz Ben isterim ah öyle bir söz Güller gibi meyl-i ibtisam et Dağı dile çare bul meram et Bir tatlı bakışla bir gülüşle Eyyamı hayatımı temam et
Makber mi nedir şu gördüğüm yer Ya böyle reva mı ey cay-ı dilber
Abdülhak Hamit Tarhan
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
21/8/2006 - sahsi yorumum
ASK?
Acıkcası ben askın sadece bi kişiye layık oldgunu düşünüyorum, onu baskalarına vererek de heba etmek istemiyorum, hakiki ask ALLAH (cc)a duyulan asktır bence. Cevremden de gördügüm üzere beser askı tasıyacak kabiliyette degil veya baska bi deyişle buyuk bir askı tasıyacak kabiliyette degil. Birbirini asırı seven kimi görsem elbet bir gun mutlaka ayrılıyor hani hep en sevgidin oyuncagı kaybedersin ya onun gibi birşey aslında bu. Aslında söylenen bi söz vardır hep duyarız ama fazla düşünmeyiz üzerinde bi kalpte iki sevgi olmaz diye... Bence bununla bir kalpte cok buyuk iki sevgi olmaz denilmek isteniyor sevilmeye en layık olanı her zaman birinci sırada tutmazsak bi gun o cok sevdigimz askımız bize öyle bir kotuluk yapar ki nerden geldigini bilemeyiz... ASKI layık olana yani ALLAH (cc)a duymak lazım :))
|
|
Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
20/8/2006 - ask???
.jpg)
SERÇEYLE GÖÇMEN son baharın yaklasmakta oldugu gunlerden birinde etrafta dolasan serce güneye dogru ucan bi göçmen sürüsü görmüs.sürüyü seyrederken aralarında ucmakta olan bi göçmene gözü takılmıs.bu göçmen südü kopmus ve asagılara dogru süzülmeye baslamıs.serce bir can havliyle göçmenin yanına kanat cırpmaya baslamış.son anda göçmeni yakalamış.serce göçmenin yüzüne bi bakmıs ve o anda göçmene carpılmıs.serce derin bi nefes alıp göçmene ,birazda kekeleyerek gögögö ..göçmen bebebebe...ben sana asık olololol..oldum demiş.göçmen sasırmıs ve nasıl olur serce ben bir göçmen kusum sense serce bu mümkün mü demiş.serce bilmem ama ama ama...ama bildiğim bişey varsa oda seni sevdiğimdir demiş.göçmem iyi güzeelde biz ikimiz bu mümkün degil ben kısın göç ederim sense yuvanı bile terk etmezsin bir ömür.serce olsun ben sana gene de asık oldum demiş.göçmen ne yalan söyleyeyim bende sana tutuldum ama benim gitmem lazım yakında kıs gelicekburda kalırsam ölürüm .serce tamam ozaman bende seninle beraber gelirim o zaman.ben sensiz yasayamam .göçmen ama dayanamazsın benim yolum cokuzun demiş.serce onu dinlememiş ve beraberce yola koyulmuslar.yollar serce için bitmek bilmiyormus.göçmen sercenin önünde ucup hem ona yolgösteriyor hemde rüzgardan koruyormus.yolgelmiş ve koca okyanusa dayanmıs.serce okyanusu görünce birden duraksamıs ve göçmen! diye seslenmiş.göçmen arkasına dönüp 'ne oldu'demiş.serce bir gökyüzüne bi okyanusa bakmıs ben bu maviyi tanımıyorum hem ben cok yoruldum biraz dinlenelim demiş.göçmen sert bir ses tonuyla olmaz! demiş.devam etmiş şu karsı bulutları görüyormusun birazdan burda olurlar.ben bu soguga dayanamam ölürüm o yüzden devam etmeliyim istersen sen dön !serce hayır dönmem demiş yola devam etmişler.serce arada arkasına bakıyormus .sonra kara aniden yok olmus serceyi garip bi his kaplamiş.son bir can havliyle göçmene yaklasıp göçmen ben cok yoruldum artık dayanamıyorum demiş.göçmen arkasına dönüp serceye bakmıs ve gitmem lazım artık bekleyemem kış cok yaklastı demiş.sercenin artık dayanacak hali kalmamış göçmene seslenmiş ama göçmen ben seni cok sevdim demiş.göçmense arkasına bil bakmadan yoluna devam etmiş.serce sessizce okyanusunderin sularına süzülmüş. okyanus cok büyükmüş serce cok küçük sercenin askı cok büyükmüş ama göçmen cok kücük.
|
|
Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
19/8/2006 - BİLİM

UYKU VE YEME FİZYOLOJİSİ
İnsan ömrünün yaklaşık üçte biri uykuda geçer. Bu denli çok zamanımızı verdiğimiz uykunun gizemi ise antik çağlardan günümüze değin hala çözülememiştir. Eğer "neden uyuruz" sorusunun yanıtı "yorulduğumuz için" olsaydı, ritmik ve belirli bir düzende değil, yalnızca yorgun olduğumuzda uyurduk. İncelemeler, uykunun pasif değil dinamik bir süreç olduğunu, hızlı göz hareketleri (rapid eye movements, REM) evresi ve bunun dışındaki evrelerden oluştuğunu ortaya konmuştur. Bu evreler tüm uyku süresince birbirini izler. REM evresinde gözler hızla hareket eder, solunum ve kalp atışları düzensizleşir. Bu evrede gördüğümüz rüyaları çok daha iyi anımsarız. Uyku evreleri ve bu sırada ortaya çıkan solunum, kalp, beden ısısı, kaslar ve gözlerle ilgili değişikliklerin tümü beyin kabuğu ve beyin sapında bulunan sinir hücresi grupları ve bunlar arasındaki iletişimi sağlayan kimyasal bileşimler aracılığı ile yerine getirilir. Yeme davranışı, beyinde hipotalamus denen bir bölgenin düzenlediği ve uykuya benzer biçimde henüz tüm yönleriyle çözümlenememiş bir işlevdir. Beyinde bu bölgede bir hasar oluştuğunda aşırı yeme durumu ortaya çıkar. Sindirim sisteminden salgılanan kimyasal bir madde beyinde yeme merkezindeki kimyasal maddeleri etkileyerek iştahı azaltır. Şişmanlık ve iştahsızlıktan sorumlu mekanizmaların daha iyi anlaşılması bu kimyasal bileşimlerin arasındaki ilişkilerin çözümlenmesine bağlıdır.
|
|
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
19/8/2006 - KOMİK{ingilizce dersi}

____________ *DERS 1* ##"Bir Türkçe kelime 17 ingiliz kelimesine bedeldir."
- Afyonkarahisarlilastiramadiklarimizdan misiniz ? - Are you one of those people whom we tried unsuccessfully to make resemble the citizens of Afyonkarahisar?
_______________________________________________________________
*DERS 2*
## *Yeni baslayanlar için tercüme cümlesi :*
- üç cadi üç Swatch saate bakiyorlar. Hangi cadi hangi saate bakiyor? *Ingilizce tercümesi :* - Three witches watch three Swatch watches. Which witch watch which Swatch watch?
____________________________________________________________________ ______ *Simdi ileri derece tercüme cümlesi :*
##- üç travesti cadi üç Swatch saatin butonuna bakiyorlar. Hangi cadi hangi Swatch saatin butonuna bakiyor? *Ingilizce tercümesi : (bunu kendinize sesli okuyun lütfen!)*
- Three switched witches watch three Swatch watch switches. Which switched witch watch which Swatch watch switch?
|
|
Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
HAYATTA HEP EN SEVDİGİN OYUNCAGI KAYBEDERSIN
Kategoriler
Arkadaşlarım
• visne • raciegi • Özkan Özdemir • omerinal • philantia • fatoscb
|